Türkiye’nin COP31’e ev sahipliği yapmaya hazırlandığı dönemde, Türkiye’de Yerel İklim Eylemi için AB Ortaklığı Projesi kapsamında düzenlenen Ankara İklim Geçişi Forumu, 15-16 Ekim 2026 tarihlerinde “COP31’e Doğru Türkiye’de Yerel İklim Eyleminin Güçlendirilmesi” temasıyla gerçekleştirildi. Avrupa Birliği tarafından finanse edilen, UNDP Türkiye tarafından uygulanan ve İklim Değişikliği Başkanlığının nihai faydalanıcısı olduğu proje kapsamında; Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu, İklim Değişikliği Başkanlığı ve UNDP Türkiye’nin ortaklaşa düzenlediği Forum, yerel yönetimleri, uluslararası kuruluşları, bilim insanlarını, finans kuruluşlarını ve sivil toplum temsilcilerini bir araya getirdi. İki gün süren etkinlikte, iklim hedeflerinin şehirlerde somut uygulamalara dönüştürülmesi ve yerel iklim eyleminin güçlendirilmesine yönelik öncelikler ele alındı.
Hibrit formatta düzenlenen etkinliğe 179 kişi fiziksel, 869 kişi ise çevrim içi olarak katıldı. Türkiye’nin farklı şehirlerinden ve yurt dışından katılımcıların buluştuğu Forumda, iklim değişikliğine karşı daha dirençli şehirler oluşturmak için bilimsel bilgi, yerel yönetim kapasitesi, finansman ve toplumsal katılımın nasıl bir araya getirilebileceği tartışıldı.
Forumun açılış konuşmaları, İklim Değişikliği Başkanı Prof. Dr. Halil Hasar, UNDP Türkiye Mukim Temsilcisi Monica Merino ve Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu Mali İş Birliği Başkanı Maria Luisa Wyganowski tarafından gerçekleştirildi.
İklim Değişikliği Başkanı Prof. Dr. Halil Hasar, iklim değişikliğinin artık geleceğe yönelik bir öngörü olmaktan çıkarak günlük yaşamı ve ekonomik faaliyetleri doğrudan etkilediğini belirtti. Bilimsel verilerin somut eylemlere dönüştürülmesi gerektiğini vurgulayan Hasar, iklim risklerine karşı önleyici tedbirlerin ve yerel yönetimlerin kapasitesinin güçlendirilmesinin önemine değindi. Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı COP31’in bilim, uyum ve uygulama odaklı bir konferans olması yönündeki yaklaşımı paylaşarak, uluslararası iklim kararlarının sahada karşılık bulmasının hedeflendiğini ifade etti.

UNDP Türkiye Mukim Temsilcisi Monica Merino, şehirlerin iklim değişikliğinin etkilerinden en fazla etkilenen alanlar arasında yer alırken çözümün de önemli bir parçası olduğunu vurguladı. Sel, kuraklık ve aşırı sıcaklık gibi risklere karşı yerel düzeyde alınacak önlemlerin yalnızca çevresel değil, toplumsal ve ekonomik faydalar da sağlayabileceğini belirtti. Türkiye’de Yerel İklim Eylemi için AB Ortaklığı Projesi kapsamında geliştirilen iklim projeksiyonları, risk değerlendirmeleri ve yerel iklim planlama çalışmalarına değinen Merino, COP31 öncesinde bilimsel bilginin uygulanabilir yerel eylemlere dönüştürülmesinin önemini öne çıkardı.

Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu Mali İş Birliği Başkanı Maria Luisa Wyganowski ise iklim değişikliğiyle mücadelenin kamu kurumları, yerel yönetimler, finans kuruluşları ve sivil toplumun ortak çabasını gerektirdiğine dikkat çekti. Yerel iklim politikalarının bilimsel verilere dayanması, belediyelerin teknik ve kurumsal kapasitelerinin geliştirilmesi ve iklim yatırımlarının finansmanla buluşturulması gerektiğini belirtti. Avrupa Birliği’nin Türkiye’de yürütülen yerel iklim çalışmalarına verdiği desteğe değinen Wyganowski, COP31’e giden süreçte uluslararası hedeflerin şehirlerin ihtiyaçlarına yanıt veren somut uygulamalara dönüşmesinin önemini vurguladı.

Açılış konuşmalarının ardından İklim Değişikliği Başkan Yardımcısı Dr. Tuğba Dinçbaş, “COP31’e Giden Yol: Diyalog, Uzlaşı ve Eylem” başlıklı sunumuyla Türkiye’nin COP31 hazırlıklarını ve konferansın önceliklerini paylaştı. UNDP Türkiye Proje Yöneticisi Ali Cem Deniz ise Türkiye’de Yerel İklim Eylemi için AB Ortaklığı Projesi kapsamında yürütülen çalışmaları ve elde edilen sonuçları katılımcılara aktardı.

Forumun ilk gününde, yerel yönetimlerin iklim değişikliğiyle mücadelede üstlendiği rol ve şehirlerin dayanıklılığını artırmaya yönelik çalışmalar öne çıktı. “Yerel İklim Eylemi – Daha Dirençli Kentler” başlıklı panelde Gaziantep, Antalya, Ankara, Konya ve Erzurum büyükşehir belediyelerinin temsilcileri, yerel iklim politikalarına ilişkin deneyimlerini ve uygulama süreçlerinde karşılaştıkları zorlukları paylaştı.
Yerel iklim eyleminin uluslararası boyutu ise “İklim Değişikliğinden Ekonomik Fırsatlara – Yerel İklim Eyleminin Kentler için Önemi” başlıklı panelde tartışıldı. Dünya Kaynakları Enstitüsü (WRI), ICLEI Avrupa, UCLG-MEWA ve Urban Future temsilcilerinin katıldığı oturumda, iklim değişikliğiyle mücadelenin şehirler için sunduğu ekonomik fırsatlar, uluslararası deneyimler ve yerel yönetimler arasındaki iş birliği olanakları değerlendirildi.
“Ekonominin İklim Değişikliğine Karşı Dirençli Hale Getirilmesi – Ekonomik Büyümenin İtici Gücü Olarak Uyum ve Uluslararası Finans Kuruluşları” başlıklı panelde ise Avrupa Yatırım Bankası (EIB), Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) ve İLBANK temsilcileri bir araya geldi. Görüşmelerde, iklim değişikliğine uyum yatırımlarının finansmanı, yerel projelerin uygulanabilirliği ve şehirlerin uluslararası finansman kaynaklarına erişimi ele alındı.
Günün son bölümünde ICLEI Avrupa’dan Dr. Nuha Eltinay, “Belirsizlik Düzeyinin Azaltılması – İklim Eyleminde Karar Destek Araçları” başlıklı sunumuyla bilimsel bilgi ve karar destek araçlarının yerel iklim politikalarındaki rolünü değerlendirdi.

Forumun ikinci gününde, iklim politikalarının hazırlanması ve uygulanmasında toplumun farklı kesimlerinin üstlenebileceği roller gündeme geldi.
“Toplum için İklim Eylemi – Sivil Toplumun Rolü” başlıklı panelde İstanbul Politikalar Merkezi, Sürdürülebilir Ekonomi ve Finans Araştırmaları Derneği (SEFiA), Küresel İklim Akademisi ve Mekânda Adalet Derneği temsilcileri, iklim adaleti, kapsayıcı politikalar ve sivil toplumun karar alma süreçlerine katılımını tartıştı.
Gençlerin iklim eylemindeki rolü ise “İklim Eyleminde Gençlik Liderliği: Katılımdan Eyleme” başlıklı panelde ele alındı. UNICEF Türkiye, İklim Elçileri, Let’s Do It Türkiye ve GoFor temsilcilerinin katıldığı oturumda, gençlerin iklim politikalarının şekillendirilmesine ve yerel uygulamalara aktif katılımı üzerinde duruldu.

Forumun bilimsel gündeminde, Türkiye’de Yerel İklim Eylemi için AB Ortaklığı Projesi kapsamında geliştirilen yüksek çözünürlüklü iklim projeksiyonları yer aldı.
Prof. Dr. Ömer Lütfi Şen moderatörlüğünde gerçekleştirilen “İklim Geçişi – İklim Projeksiyonlarından Çıkarımlar” başlıklı panelde, altı küresel iklim modeli ve iki emisyon senaryosuna dayanan 3 km çözünürlüklü bölgesel iklim projeksiyonları tanıtıldı. Ulusal ve uluslararası uzmanların katıldığı oturumda, gelecekte beklenen iklim değişiklikleri ile projeksiyonların yerel risk değerlendirmeleri ve planlama süreçlerinde kullanımı ele alındı.
Panelin ardından İklim Değişikliği Başkanlığından Aslıgül Aydın, “İklim Projeksiyonları Veri Dağıtım Sistemi” başlıklı sunumuyla geliştirilen bilimsel verilere erişimi ve bu verilerin kullanımını kolaylaştırmayı amaçlayan sistemi tanıttı.

Forumun kapanışında konuşan Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu Küresel Bağlantısallık, Kapsayıcı Büyüme ve Yeşil Kalkınma Bölüm Başkanı Valentina di Sebastiano, iklim hedeflerinin şehirlerde somut sonuçlara dönüşebilmesi için yerel önceliklerin teknik uzmanlık, yatırım fırsatları ve finansman kaynaklarıyla buluşturulması gerektiğini ifade etti. Di Sebastiano, COP31’e giden süreçte sivil toplumun ve gençlerin karar alma süreçlerine anlamlı katılımının da önemine değindi. UNDP Türkiye Mukim Temsilci Yardımcısı Tomica Paović ise Forum boyunca yürütülen diyaloğun somut adımlara dönüştürülmesi gerektiğini belirterek, bilimsel bilginin karar alma süreçlerine yansıtılması ve yerel iklim önceliklerinin yatırımlarla desteklenmesi çağrısında bulundu. Paović, kapanış konuşmasında şu mesajı paylaştı:
“Bu iki günün gerçek değeri, bundan sonra atacağımız adımlarla ortaya çıkacak. İş birliğini güçlendirmeli, bilimsel bilgiyi daha iyi kararlara dönüştürmeli ve yerel iklim önceliklerini yatırımlara ve eyleme taşımalıyız.”
İki gün boyunca farklı kurumların deneyimlerini ve bakış açılarını buluşturan Ankara İklim Geçişi Forumu, COP31 öncesinde yerel iklim eyleminin önceliklerini tartışmaya açarken, bilimsel verilerin, finansman olanaklarının ve çok paydaşlı iş birliğinin şehirlerin iklim değişikliğine karşı dayanıklılığını artırmadaki rolünü öne çıkardı.